Kayıtlar

Kasım, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

04-Evrene Fısıldadığımız

Sesim yankılınıyor. Uzak bir dağa sakince, kızara,bağırarak ya da gülümseyerek bir dileğimi söylüyorum. Geriye geliyor. Bir dağda sesine mahsur  kalıyorsun.. Uzun bir bekleyiş halinin almasının ardından bir rehavet çöküyor. Soruyor: İnsan kendi sesine dayanacaksa, neden bir ele biçim vermek ister.? Nedir kavranışı baharın, sıcaklığın ya da soğuk meyvelerin?  Zaman geçtikçe  içinden bir gül doğuyor. Barastasia'ya özgü. İşte bu yeni doğan gül, bahara ilham oluyor. Binlerce arıyı besleyen bahara. Suyun hızlı akmasını sağlayan, güneşi yavaşlatan -ve ayakların kumsalda. Artık biliyorsun bastığın toprağı; bu varlığında ilgilenmen gereken yer. Gülün de bittiği. Kim uçmak isterse üstünden bu diyarın -elbette ki sonsuzdur varlığımızın paylaşımı- serbesttir. Biçimler özgürlüğüne kavuşmuştur. Kelimeler bile olduğu gibidir -yanlışı doğrusu aranmaz- Kahkahalar atılır karnı ağrıtan. Gözleri yaşartan hikayeler anlatır. Ve eski bir şarap içilir iki memenin arasından. -Neden- diye sormakt...

03-Summertime

  Söyleyeceklerim var;     Bunun neyi etkileyeceğini bilmiyorum. Susarak ve bekleyerek geçen onca zamandan sonra tekrar bulunmaktan keyif aldığım siperdeyim. Kelimelerin arkasından taşırabileceğim duygular var. Kendimi kaybederek bulunduğum, ötesine gidebildiğim, varlığımı bütün çıplaklığıyla açabildiğim bir noktadan bakıyorum.  Diyorum ki Karmaşanın ve rengin güzelliğiyle birlikte ilerleyebiliriz. Kapanları tasarlayanlar bizden değil, belki, dikkatle kabullenilmesi gereken budur. Çünkü sırtımızdan çekmek isteyenlerin –bütünleşikliği- yegane dünyamızdaki oluşturduğumuz ifadeleri etkilenmesin diye bizi birleştirmiyorsa, boşlukta sallanan ve giderek ayrık bir ota dönüşüyoruz. Örtülü teslimiyet, kararlı hakimiyeti esir alıyor. Ama biz, hayatlarımızın hakimleri, sanatın ve özgürlüğün elçileri olarak  bu dünyayı baştan yaratacağız. -Yok öyle bu el sende diye –sonsuz- sahip olacaksın ? Derin uykulardan dönerken ki, o mağrur ve sıcak ağırlığı yaşıyorsun. G...

02- Düz

 Gerçekliğin ne olduğuna dair büyük merakımın sonucu kendimi yola vurduğum yaşlardaydım. Hayır, sizi yanıltmasın ilk baştaki amacım; sadece rockn rolla bezenmiş poseidon kanımın beni ittiği tehlikeli sularda yüzmekten başka bir şey değildi. Herkes o dönem sepya kullanıyordu, savrulmadan dümdüz gidiyordu ve dahi birbiri hakkında meraka sahiptiler. Yolun en kısa tanımı; sonradan bulduğun kendin, aslında varolan halindir. Bu yüzden öznelliğiyle beraber tadı farklıdır. Yıldızlı bir gecede kumsalda kalan son şarabını düşünenlerle gökyüzündeki bir kaymayı takip edenler arasındaki fark; sonucunda ulaşılan gerçekliği de değiştirebilir. Bu noktada tasarladığım fikirlerin ışığında diyebilirim ki; her uçuştan geriye kalan kanıtsız imajlar, ruhun derinlerindeki keşifler ve üç aşağı beş yukarı bildiklerinin rezonans yapan bir keman teli gibi gidip gelmesidir. İşte yoldan bana kalanlar bunlar oldu. Kendimi tam anlamıyla tezahür ettiğimde bir manzar...